Alternatif Efsane

kızkumu kizkumu orhaniye

Kumul hareketleri sonucunda karadan başlayıp, koyu ikiye bölen 600 metrelik şeride Kızkumu denilmiş. Doğal mendirek görevi de gören bu yolun oluşumu ile ilgili çeşitli efsaneler anlatılır :

Eski zamanlarda oraların kralının kızı ile bir balıkçı birbirine aşık olur. Ancak dünya hali o zamanda geçerli, kral kızı balıkçıya varamaz. Üstelik bunu söyleyen baba da Kral! Hal böyle olunca kız ile delikanlı gizli gizli buluşuyorlar tabii... Kral baba bunu zaman içerisinde öğreniyor ve bir gece takip ettiriyor kızını. Diyorlar ki balıkçı denizden geliyor, kızınız kumsalda onu bekliyor, ışıkla bulunduğu yeri işaret ediyor, sonra delikanlı ışığa geliyor ve kızınız ile delikanlı gün ağarana kadar aşk oyunları yapıyorlar birbirlerine... Bunları duyan kral öfkeleniyor. Kral bu, emirlerine karşı çıkan kızı bile olsa öldürür. Bir gece kızını yakalıyor ve askerlerine kumsalda ışıkla balıkçıya işaret göndermelerini söylüyor. Delikanlı ışığı görünce atlıyor kayığına ve koşuyor bir manga askerin içine... Kız askerlerin elinden kurtuluyor ve koşmaya başlıyor sevdiğini kurtarabilmek için ama koyun taaa öbür ucuna yetişmesi imkansız... Ama sevda bu, kural falan dinlemez, atıyor kendini sulara... İşte o anda bir mucize gerçekleşiyor! Kızın adım attığı her yer kumsala dönüşürken peşinden koşan askerler bastıkça denize gömülüyor onca ağırlıkla... Kız kayığa kadar koşabiliyor ancak bir okçu tam o anda delikanlıyı hedefleyip sallıyor okunu... Heyhat! Kız ile delikanlı birbirlerine sarılmışlardır bile ve  o ok gelip kızla buluşuyor... Derler ki o kumlar kızın kanı denize karışınca kırmızıya boyanmışlar... Delikanlı ise aldığı gibi gidiyor kızı, sonra ne gören var ne duyan...

 

Baybassos (Orhaniye=Kızkumu)

orhaniye

Hisarönü körfezinin kıyısındaki en önemli turizm merkezlerinden biri, Orhaniye’ dir. Hisarönü körfezine gelen yatlar Orhaniye’ de mutlaka gecelerler. Orhaniye’ de deniz her zaman çarşaf gibidir. Çevresindeki çam ormanının rengi suya vurmuş, deniz sadece buraya özgü bir renge sahip olmuştur. Çevre o kadar sakindir ki, kendinizi suya bıraktığınızda yüzerken çıkardığınız sesten başka bir şey duymazsınız. Bu arada denizin ortasında yürüyen insanlar dikkatinizi çekecek. Şaşıracaksınız. Kumul hareketleri sonucunda karadan başlayıp koyu ikiye bölen bir sığlık oluşmuş. Yaklaşık 600 metrelik şeride Kızkumu deniyor. Bir de efsanesi var. Kendisini kovalayan korsanlardan kaçmak isteyen kız eteğine kum koymuş ve denizi doldurarak ilerlemiş. Ama kum yetmemiş ve kızcağız boğulmuş. Koyun ortasında bir ada ve adanın tepesinde de kale kalıntıları var. Kalenin bölgede kurulu Baybassos antik kentine ait olduğu sanılıyor. Kayık tutarak adaya, patika yolu izleyerek tepedeki kale kalıntılarına kadar çıkabilirsiniz. Manzara harikadır. Yorgunluğunuza değecek. Kaleye Turgut köyündeki şelaleden kemerler ve su altına döşedikleri borular aracılığıyla su getirmiş Baybasos’ lular. Birleşik kaplar kuralından yararlanmışlar. Bir Karya kenti olan Baybassos’ un kalıntıları, Orhaniye’ nin sırtını dayadığı dağın zirvelerinden birinde bulunuyor. Baybassos yakınlarındaki köye kadar arabayla gidilebiliyor. Yolu bulabilmek için çevre köylülerinden yardım almak gerek. Çünkü çoğu antik kentte olduğu gibi burada da yön levhaları bulunmuyor. Çıkış yolu toprak ve engebeli. Araçlar köyde bırakılıyor ve 45 dakika süren orman içi tırmanıştan sonra zirveye varılıyor. Aşağıda Selimiye’den Hisarönü’ ne kadar çok geniş bir alanı kapsayan manzara oldukça etkileyici. Orhaniye’ den Hisarönü körfezine tekne turu da düzenleniyor. Selimiye, Hisarönü ve İnbükü gibi koylar ve Dişlice adasında mola veriliyor. Tur akşama kadar sürüyor. Hisarönü körfezine hakim bir tepede kurulu Robinson Club Maris otelin hemen karşısındaki Dişlice adası, küçük kanyonları ve kaya yapısıyla ilgi çekiyor. Orhaniye koyu girişinde, Keçi Bükü mevkiinde bulunan ve yatların konakladıkları Bay Marina Hotelin yanında manastır kalıntıları var. Bahçesindeki mozaikler görmeye değer. Otel henüz inşaat halinde ama restoranı ve yat çekme yeri faal. Orhaniye’ den Hisarönü’ ne ve Marmaris-Datça yoluna çıkmak da mümkün. Orhaniye-Hisarönü arası sadece 3.5 km. Yol geniş ve asfalt.

 

Turgut

turgut orhaniye

Orhaniye’ den sonraki ilk köy Turgut, turizm sayesinde gelişmeye başlamış bir köy. Marmaris çevresindeki en büyük halı satış mağazaları Turgut girişindedir. Turistlerin gruplar halinde gelip alışveriş ettikleri halı ve hediyelik eşya mağazaları, köyde büyük bir canlılık yaratmış. Ayrıca Turgut köyünün çıkışında yamaçta küçük bir piramit mezar vardır.

 

 

 

 

 

 

 

Şelale

selale turgut orhaniye

Turgut köyünü hemen geçtikten sonra Şelale tabelasını göreceksiniz. Yoldan 200 m içerideki şelale mevkiine toprak yolla araçla gitmek mümkün. Şelale, bildiğimiz o ulu şelalelerden değil. Vadi boyunca sık bir bitki örtüsü arasından akan ve yaz aylarında suyu iyice azalan bir derenin 3-4 metre yüksekten dökülmesiyle oluşmuş. Derenin suyu buz gibi. Mayonuz yanınızdaysa eğer, şelalenin yarattığı ve derinliği 2-3 metreye bulan gölcükte yüzebilir, bunaltıcı sıcağın etkisinden kısa bir süre de olsa kurtulabilirsiniz. Çevrede ve şelalenin yanıbaşında çardak lokantalar var. Köylü kadınların oracıkta pişirdikleri gözleme ve ayran, soğuk duş ardından iyi gelecek. Dilerseniz alabalık ve tavuk ta ısmarlayabilirsiniz. Zaman ayırabilirseniz dere boyunca ve vadinin içerisine doğru yürüyüş yapabilirsiniz. Ama sık bitki örtüsünün zaman zaman yürüyüşü zorlaştırdığını unutmayın.

 

Selimiye

selimiye orhaniye

Orhaniye’ den kıyı boyu asfalt yolu izleyerek Bozburun’ a yöneliyoruz. Yol geniş ve asfalt. Orhaniye’ den 10, Turgut ayrımından 7 km sonra Selimiye’deyiz. Selimiye de Bodrum-Marmaris arasında seyreden mavi yolculuk teknelerinin uğrak yerlerinden biri. Köy yeşillikler içinde. Deniz suyu temiz ve genellikle durgun ama öyle aman aman bir kumsalı yok. İskele kenarında toplanmış küçük lokantalar genellikle teknelere hizmet veriyor. Sonsuz bir sükunet hakim çevreye. Kalabalıktan uzak tatil yapmak isteyenlere duyurulur. Selimiye çevresinde tarihi kalıntılara da rastlanıyor. Antik adı Hydas olan Selimiye çevresinde üç kale kalıntısı var. Biri Selimiye’nin en yüksek tepesinde, diğeri Sarıkaya tepesinde, sonuncusu ise Kızılköy mahallesindeki Aşarkale. Koyun güneydoğu tepelerindeki Helenistik dönem sur kalıntıları ziyaret ediliyor. Kıyıdan 100 metre açıkta Selimiye’ye yaklaşan teknelere yol göstermek amacıyla inşa edilmiş gözetleme burcu, deniz feneri, manastır ve tiyatro kentin görülmeye değer diğer kalıntıları. Bölgedeki batıklardan çıkarılan kalıntılar ise Bodrum Sualtı Müzesi’nde sergileniyor. Fırtınalı havalarda teknelerin sığındığı doğal liman olan Selimiye koyunda plaj arıyorsanız eğer, iki km ötedeki pırıl pırıl kumlu sığ limana gidebilirsiniz.

 

Bozburun

bozburun

Bozburun’ u, daha çok yatçılar tanıyor. Turizm bakımından bölgenin en bakir yerlerinden biridir. Çünkü adındanda belli olduğu gibi boz yani ağaçsız bir bölgedir. Sakin bir tatil isteyenlere önerilir. Büyük tesisler yok. Küçük ama kaliteli tesisler bulabilirsiniz. Sömbeki körfezinin koylarından birinde yer alır. Çevre, Marmaris’in diğer bölgelerine göre alışılmadık ölçüde çıplaktır. PTT’si, küçük otelleri, pansiyonları, iyi balıkçı lokantaları vardır. En iyi guletlerin burada yapıldığını söylüyorlar. Gulet yarışları da yapılıyor, Çevresinde tekneyle ulaşılabilecek çok sayıda sakin koy bulunmaktadır.

 

 

 

 

Söğüt

sogut koyuSöğüt köyüne Bozburun’ dan ya da Bayır köyünden ulaşılabilir. Söğüt köyü, Bozburun yarımadasının uç ve biraz da sapa noktasında. Bu nedenle turizm trafiğinin önemli ölçüde dışında kalmış. Buna rağmen köy çarşısı oldukça canlı. Köylüler turizmin bilincinde, yardımcı olmaya çalışıyorlar, ilgi gösteriyorlar. Köy denizden içeride kalıyor. Söğüt’ ün denize açılan kapısı ise Saranda koyu. Söğüt’ e 3 km uzaklıktaki Saranda’ ya toprak yolla ulaşılıyor. Saranda’ ya inişte sizi etkileyici bir manzara karşılayacak. Sömbeki körfezi ve yeşillikler içinde Saranda koyu ayaklarınızın altında. İleride ve sisler içindeki büyük ada ise Yunanistan’ın Sömbeki (Simi) Adası. Özellikle günbatımında bu manzarayı doyasıya seyredin.

 

 

 

Saranda (Bozukkale=Loryma)

Marmaris’ten Bodrum’a giden teknelerin konakladığı Bozukkale ve Loryma antik kent kalıntılarına karadan ulaşmak isterseniz eğer, Söğüt’ten Taşlıca’ ya kadar arabayla gitmek sonra da yürümek zorundasınız. Antik kent kalıntıları koyun giriş noktasında, makilikler arasında ve oldukça iyi durumdadır. Bozukkale koyunda, genellikle mavi yolculuk tekneleri ve yatlara hizmet veren üç lokanta bulunmaktadır.

 

Çiftlik

ciftlik koyu

Çiftlik’ e Bayır üzerinden gidiliyor Bayırın içinde belli belirsiz bir tabela var. Az bir tırmanıştan sonra Çiftlik koyuna doğru iniş başlıyor. Bir yanda Çiftlik koyu, arkanıza döndüğünüzde ise Hisarönü körfezini göreceğiniz bu noktada bir süre dinlenip, temiz dağ havasını ciğerlerinize doldurun. Her taraf çepeçevre çam ormanı. Çiftliğe biraz virajlı bir yolla iniliyor. 15 dakika sonra kumsaldasınız. Çiftlik koyunun en çok iri kumlu plajı ilgi görüyor. Denizin her zaman pırıl pırıl olduğunu da eklemekte yarar var. Bırakın kendinizi serin suya. Uzun uzun yüzün ve sonra uzanın kumlara. Kum öyle bulaşıp ta çıkmayan cinsten de değildir. Koyu çepeçevre saran kumsal Marmaris’ten gelen günübirlik teknelerin konakladıkları öğle saatleri dışında pek kalabalık sayılmaz. Ama her şeye rağmen o eski sakinliği de kalmadı Çiftlik koyunun. Çiftlik koyunun girişinde küçük bir ada var. Ada özel mülkiyette ve izin alınmadan girilemiyor. Koyun iki yanındaki kayalıkların dalmak için uygun olduğunu ama artık zıpkınla avlanacak balık bulmanın çok zor olduğunu not edelim.

 

Bayır

bayir köyü

Bayır Köyü son yıllarda jiplerle yapılan safari turlarının gözde durak noktası oldu. Mola verip, köy meydanındaki dev boyutlu tarihi çınar ağacının altındaki açık kahvelerden birinde bir çay ya da köpüklü ayran içmeyi unutmayın. Hikmeti neredendir bilinmez ama kocamış çınarın etrafında bir tur atmanın ömrü uzattığı söylenir. Bayırlılar bunu çınarın künyesine yazıp asmışlar.

 

 

 

 

 

 

 

Knidos

knidos datca

Knidos, Datça Yarımadası'nın en uç noktasında bulunan tarihi ve antik bir yerdir. Bu noktada hem Akdenizi hem de Ege Denizini görebilirsiniz. Ulaşımı: Datça ya çok az kala Knidos sapağına girdiğinizde 35 km sonra Knidos'a ulaşıyorsunuz. Ayrıca günlük turlarla da gelebilirsiniz. Burada bugüne kadar çıkartılmış en değerli eser "ÇIPLAK AFRODİT" heykelidir. Bu heykel dünyanın ilk çıplak tanrıça heykelidir. O zamanlarda sadece tanrı heykelleri çıplakmış, tanrıça heykelleri yarı çıplak olurmuş. Knidos' un da ilginç bir hikayesi vardır. Eski zamanlarda Yunanistan' da bir cüzzam salgını başgösterir, ve bir çok kişi bu hastalığa yakalanır. Yunan yetkilileri bu hastalığın daha fazla yayılmaması için cüzzamlı hastaları gemilere doldurarak Yunanistan dan uzaklaştırırlar, ve Datça Yarımadasının ucundaki bu bölgeye bırakırlar. Aradan uzun bir zaman geçer ve Yunan yetkilileri bıraktıkları cüzzamlılara ne oldu acaba diye bir bakmaya gelirler. Ve görürler ki bütün cüzzamlılar iyileşmişler aileler kurup nüfuslarını arttırmışlar ve hatta bu bölgede bir şehir (Knidos) kurup yaşamaya başlamışlar. Yunan yetkilileri çok şaşırırlar. Denir ki, bu cüzzamlıların iyileşmesinin sebebi, Datça' nın o güzel temiz havası ve denizi, sağlık ve mutluluk veren atmosferidir..

 

Sedir Adası

sedir adasi gökova

Marmaris-Muğla yolunun 12. km’ sinden sola ayrılan yol, 6 km sonra Gökova körfezi’ nin bir başka noktasına, Çamlı İskelesi’ne ulaştırır sizi. Çamlı İskelesi’nden doldukça kalkan tekneler Sedir Adası’ na gidiyorlar. Sedir Adası antik Cedreae (Kedrai) kenti ve ünlü Kleopatra Plajı ile tanınıyor. Adanın altın sarısı kumlarından öykülenen Kleopatra ile ilintili anlatım yalnızca abartılı turistik bir masaldır. En yaygın anlatılanı da Kraliçe Kleopatra ile sevgilisi Roma’ lı Komutan Antonius’ un adada buluşmaları için Mısır’dan gemilerle getirildiği şeklindedir. Adanın kuzey kıyısındaki kumlar, özel biçimde oluşan kalker damlacıklarıdır ve Ege ve Akdeniz’de Sedir dışında sadece Girit Adası’nda görülür. Ne yazık ki bu kumlar yeterince korunmuyor ve yağmalanıyor. Çok özel jeolojik oluşumlar sonucu ortaya çıkan kumlar giderek azalıyor. Buna rağmen, Kleopatra plajının altın sarısı kumu ve mavinin farklı tonlarını bir arada yansıtan denizi ile ziyaretçileri ilgisini çekmeyi sürdürüyor. Tekneler Çamlı iskelesine öğleden sonra saat 4 - 5 arası dönüyorlar.

 

 

 

 

 


İYİ GEZİLER - İYİ TATİLLER